DAVUTSELIMLOGO-1 (2).....

Eski Yunan tarihçilerinin “Mesopotamia” diye adlandırdıkları “ırmaklar arasındaki ülke” anlamına gelen, kültürün doğduğu topraklar, uygarlığın beşiği, uygarlığımızı borçlu olduğumuz kadim tarihi ile Mezopotamya ve bu tarihe asırlardır gözcülük yapan kavimlerin kentidir Mardin. Bu kavimlerin bıraktıkları miraslardan biri hiç şüphesiz zanaatlardır. Babadan oğula, ustadan çırağa el değiştiren bu miras, kadim kent Mardin’de XX. yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir.

Bu verimli ve bereketli topraklarda yetişen çeşitli ürünler, asırlar boyu bu coğrafyada yaşayan kavimler için bir yaşam kaynağı ve damak tadı oluşmasını sağlamıştır. Bu husus doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün coğrafya için geçerlidir. Bu coğrafyadaki bütün zanaatların gelişmesi ve çoğalmasını sağlayan Mezopotamya’nın katkısı inkâr edilemez. Nitekim Davut Selim markasının doğduğu XX. yüzyılın başındaki Mardin şehrinin sosyal, ekonomik ve idari verileri iyi sayılabilecek bir durumdadır. Bu tarihlerde Mardin, Diyar-ı Bekr vilayetine bağlı bir sancaktır. Vilayetin 1901 yılında yayımladığı salnamede (idari ve iktisadi yıllık), yetişen ürünlerin bir kısmı şu şekilde gösterilmiştir (kıyye veya okka olarak verilen rakamlar günümüzde kilograma çevrilmiştir).

           

Buğday 1600 ton                              Tütün 120 ton                       Pirinç 100 ton

            Arpa 700 ton                                     Pamuk 150 ton          Zeytin 200 ton

            Nohut, Mercimek vs. 350 ton         Mahlep 370 ton        Susam 900 ton

            Bıttım (yabani fıstık) 490 ton          Kaysı 425 ton             Badem 50 ton

            Sebze ve meyve 2300 ton                Üzüm 1650 ton          Ceviz 300 ton

 

1903 ve 1905 yılında yayımlanan salnamelerde ise Mardin sancağına bağlı altı kaza ve 1139 köy vardır. Şehir merkezinde 12 mahalle, 5000’den fazla hane, 1000’den fazla dükkân ve mağaza, 20 cami, 45 mescit, 10 kilise, 3 medrese, 1 han, 5 hamam, 1 Müslüman okulu (idadi), 7 Hıristiyan okulu, 1 hastane olduğu belirtilmektedir. Bu tarihlerde birçok zanaatın mevcut olduğu, bunların başlıcalarının leblebicilik, helvacılık, kuyumculuk, terzilik, dericilik, taş işçiliği, ayakkabıcılık, dokumacılık, marangozluk, çömlekçilik, palancılık, keçecilik vs. olduğundan bahsedilmektedir. Bu zanaatlar Müslümanlar ve gayrimüslimler tarafından icra edilmekteydi ve bütün zanaat dallarında en iyisini ve en güzelini yapmak için ustalar adeta bir yarış halindeydi. Bu tarihlerde Mardin tarımsal üretiminin pazara çıkarıldığı ve bölgeye ihraç edildiği bir şehir olduğu kadar, zanaatkârları ile de bölge için üretim yapan bir merkezdir.

  

 

Davut Selim markasının yaratıcısı, Davut ibn-i Selim (Selim oğlu Davut) 1890 yılında kadim kent Mardin’in, Camii-Kebir (Ulucami) mahallesinde taşların dili ile yapım tarihi XIII. yüzyıla dayanan bir evde doğmuştur. Babası Selim, annesi Vesile, kardeşleri Şeyhmus, Hasine, Fadile,  Ayşe, Hasibe’dir. Babası Selim tütüncülük ticaretinin yanında atalarından kalan, şehre yakın ravza bağ ve bahçelerinde sebze ve meyve yetiştirirdi. Aynı evde yaşadıkları Kur’an-ı Kerim hocası olan halasının gözetiminde, küçük yaşlarda Kur’an’ı hatmetmiştir. Bu yaşlarda zanaata da pek meraklıydı. Henüz 6 yaşındayken Süryani leblebi ustası Stefan’ın yanına çırak olarak verilir. Ustasının yanında 8 yıl çalıştıktan sonra, 1904 yılında daha henüz 14 yaşındayken babası Selim’i ikna edip, kendi namına iş yeri açar. Çocuk yaşında sahip olduğu bilgi ve beceri onun ne denli zeki ve yetenekli olduğunu göstermektedir. Bu yaşında ürettiği leblebi ile piyasada tanınmaya başlamıştır. 1910 yılına gelindiğinde artık askerlik çağına gelmiş bir delikanlı olmuştur. Ürettiği leblebi ve pekmezli tahin helvasının (Halavıt dibsiye) kalitesi ile şehirde tanınan bir usta haline gelmiştir. Bu tarihlerde askerlik vazifesi sebebi ile işine bir süre ara verir. Sahip olduğu kazanımlarını annesine emanet ederek, Osmanlı ordusunun Irak cephesine katılır ve Bağdat’ta uzun yıllar süvari olarak görev yapar. Kardeşi Şeyhmus’ta ondan 2 sene sonra doğu cephesinde askerlik görevine başlamıştır. 1919 yılında askerlik görevini bitirmiş ve memleketi Mardin’e dönmüştür. Babası Selim vefat etmiş, kardeşi Şeyhmus’un da askerdeyken yakalandığı amansız hastalık sebebi ile vefat ettiğini duyunca çok üzülmüştür. Bu aralar şehrin Fransız işgal tehlikesine karşı şehirde oluşturulan milis güçlerine katılmıştır. Bu durum sona erdikten sonra 1920 yılında İnekler Çarşısı’ndaki iş yerini açıp tekrar işe başlamıştır. Her ne kadar kendi namına kurduğu iş yerinin açılış tarihi 1904 yılı olsa da, askerlik görevi nedeniyle mücbir sebepten verilen 10 yıl arayı hizmet yıllarından düştüğümüzde kuruluşun 1914 yılı olarak tarihçeye geçmesi daha isabetli görülmüştür.

Bu yıllar, yokluk ve kıtlığın olduğu yıllardır. 1921 yılında Lütfiye Hanım ile evliliğini yapmış, bu evlilikten Methiye, Hamdiye, Gülçin ve Remziye doğmuştur. Annesi ve kız kardeşleri ile aynı evde yaşamıştır. Bu dönem şehir ve yöre halkının alım gücünün düştüğü yıllardır aynı zamanda. Bütün bu olumsuzluklara rağmen işini sürdürmüş, güzel ve kaliteli ürünler satışa sunmuştur. Hiçbir zaman ustalığından ve ürün kalitesinden ödün vermemiştir. Nam ve şöhretini kötüye kullanmamıştır.

1923 ve 1925 yılları arasında işini sürdürüp satın aldığı 4 katır ve ücretini kendisinin ödediği bir işçi ile askeri malzeme, erzak ve mühimmat taşıyarak iki yıl süre ile Cumhuriyet ordusundaki vazifesini ifa etmiştir. 1926 yılında kurulan Mardin Ticaret Odası’na 7. sıra numarasıyla kayıt olmuştur. Leblebi ve pekmezli tahin helvasına, cevizli pekmez helvasını da (halavıt cevziye) katarak yoluna emin adımlar ile devam etmiştir.

Davut Selim, yapılması çok zor olan bir zanaatın ustasıydı. Tamamıyla bilek ve fizik gücüne bilgi ve becerinin katılarak yapıldığı bir zanaattı. Makine desteği, gaz ve elektrik yoktu. Odun ateşinde pekmez pişirilir ve leblebi kavrulurdu. Akras köyünün pekmezini ve ovada yetişen nohutları pazara sunan baş bakkallar ile çalışırdı. Yörede yetişen susamdan tahin üreten yakın dostu Şammas Bahde (Tahincioğlu)’den tahin alırdı. Üreteceği ürünlerin hammaddelerini titizlik ile seçer her zaman kaliteli, güzel ve fiyatı yüksek ürünler satın alırdı. Sanatı için gösterdiği bu titizlik, ürettiği ürünlere de yansımış ve haklı olarak şehirde, civar köy ve kazalarda ünlenmesini sağlamıştır. İş hayatında sahip olduğu ismin yanında, iş ahlakı ve dürüstlük de ün kazanmasında önemli yer tutmuştur. 1930 yılında İnekler Çarşısı’ndaki dükkânından Şaarlar Çarşısı’ndaki biraz daha büyük olan iş yerine taşınmıştır. Erkek evlat hasreti nedeni ile annesinin ısrarı ve çabaları sonucu 1931 yılında ikinci evliliğini Nazliye Hanım ile yapmıştır ve bu evliliğinden Mehmet, Enver, Enis, Şükran adında çocukları olur. 1934 yılında kabul edilen soyadı kanunu ile Ayla soyadını almıştır.

1950 yılına gelindiğinde Mehmet 18 yaşında, Enver 12 yaşında ve Enis 7 yaşındadır. Mehmet ve Enver babaları ile bu mesleği sürdürürken Enis ilkokula devam etmiştir. Dükkânda satılan ürün çeşitleri çoğalmış; Mardin yöresinde yetişen kabak çekirdeği, badem içi, fıstık, bıttım, kuru incir, kuru üzüm, ceviz içi, üzüm pestili, cevizli sucuk, cevizli pekmez helvası, tahinli pekmez helvası, karanfil kokulu dağlı leblebi, çifte kavrulmuş (tahmisteyn) leblebi, kırık (insos) leblebi müşterilere satışa sunulmaya başlanmıştır. Pekmezli tahin helvası kış aylarında, tarçınlı cevizli pekmez helvası ise sadece aralık ayında üretilir ve satışa sunulurdu. Bu helva çeşidine Mardin’in asli unsurlardan biri olan gayrimüslimler çok rağbet ederdi.

Davut Ayla 1951 yılında aynı çarşıda, şimdi merkez şube olarak anılan 4 dükkândan oluşan yerin mülkiyetini satın almış, burada üretim ve satışı birbirinden ayırarak faaliyetini devam ettirmiştir. 1954 yılında büyük oğlu Mehmet Ayla askerlik görevini bitirirken, bu süre zarfında Enver Ayla çocuk yaşına rağmen ağabeyinin yokluğunda satışta çok başarılı olmuştur. 1961 yılında Enver Ayla askerlik görevini tamamlayıp işinin başına dönmüştür. Bu yıllarda şeker sanayisinin Türkiye’de gelişmesi ile tahin helvasını şekerden üretmeye başlamışlardır; ayrıca badem şekeri ve leblebi şekeri ürün çeşitlerinin arasına girmiştir. Bu gelişmelerle beraber Davut Ayla emekli olarak iş yerini çocuklarına devretmiştir. 1961 yılında Mehmet Ayla, Aysel Hanım ile evlenmiş bu evlilikten Mahmut, Şeyhmus, Atilla, Nazan ve Feyzan doğmuştur. 1967 yılında Enver Ayla, Nahide Hanım ile evlenmiş ve bu evlilikten Süleyman, Davut, Levent, Nesrin ve Nermin doğmuştur. 1971 yılında Cumhuriyet Meydanı’nda 2. iş yerlerini açmışlardır. 1 yıl sonra Davut Ayla vefat etmiştir. Davut Ayla’nın vasiyetlerinden biri bütün torunlarının bu mesleği öğrenmeleri yönünde olduğu için torunları da bu mesleğin içinde büyüyüp gelişmişlerdir. 1988 yılında Mardin yöresine has bademden, badem şekeri çeşitleri arttırılarak müşterilerin damak tadına sunulmuştur. Mehmet Ayla 2000 yılında emekli olup işlerini çocuklarına devretmiş ve 2017 yılında vefat etmiştir. Enver Ayla 2006 yılında emekliliğini yaşayamadan vefat etmiş, bu sebeple çocukları bayrağı devralmıştır. 2010 yılında yöresel otantik bitkiler karıştırılarak kahve çeşitleri de müşterilerin beğenisine sunulmuştur. Davut Selim markası 3. kuşak torunları ile organize sanayi bölgesinde bir üretim yeri, Eski Mardin’de 2, Yeni Mardin’de 1, Kızıltepe’de 1 satış yeri ve online satış ile kaliteli ürün çeşitlerini günden güne arttırarak 100 yılı aşkın bir süredir faaliyetini sürdürmektedir.

İletişim Bilgileri

Midyat Yolu 1.Km Ümitköy Sitesi A Blok Altı No:49  Artuklu / MARDİN

 

 

Harita