Petek Saraciye

1855

petek
Türk giyim kuşamında deri ürünlerin kullanımı asırlar boyunca var olmuştu. Osmanlı döneminde, özellikle Fatih Sultan Mehmed devrinde bu işkolu sistemleşmeye başladı. Asırlarca kuzey ülkeleri deri ticaretini ham materyaller üzerinden yaparken Osmanlı 19. yüzyıla kadar işlenmiş deri ticareti açısından önemli mesafeler kat etmişti. Ancak bu yüzyıl içinde giderek endüstriyel bir hal alan sektörde geleneksel yöntemlerde var olmak güçleşti. Osmanlı coğrafyasında varoluşsal bir başka sorun da aynı yüzyılda Balkanlar’da ortaya çıkmaya başladı. İmparatorluğun asırlarca yurt haline getirmek için Müslümanları iskân ettirdiği ve mimarisinin seçkin örneklerini sergilediği Balkanlar’da gayrimüslim topluluklar bir bir isyan etmeye başladı. Osmanlı’nın yıkılışına değin geçen bu en uzun yüzyıl, Balkanlar’da yaşayan Müslümanlar için de giderek dayanılması güç koşullar doğurdu. 

Bu koşullar içinde yoğrulan isimlerden biri de Üsküplü Saraç İsmail Efendi’dir. Diğer adı Veles olan Köprülü beldesinde küçük bir dükkânda dericilik yapan İsmail Efendi’nin yaşamı da muhtemelen bu iç isyanlarla çalkalanan bölgenin güvenlik sorunları ve bunların yarattığı istikrarsızlık içindeki ekonomik sorunlarla geçti. Eski dilde “sarrac” deri işiyle uğraşan kimse anlamnıa geliyordu ve Üsküp’teki Müslüman mahallelerinden birinin adının “Sarrac Tursun” olmasına bakılırsa, dericilik şehirde mazisi olan işkollarından biriydi. İsmail Efendi de Veles’te küçük bir imalathane ve dükkânı bir arada barındıran mekânında, büyük olasılıkla işlenmiş deri üzerinde çalışıyordu. Daha kapsamlı tesis ve işgücü gerektiren tabaklama işini kendisinin yaptığına ya da kısaca debbağ olduğuna dair bir kayıt yoktur.

Günümüzde onun izinden ilerleyen torunları, Petek Saraciye markasının kuruluşu için 1855 yılını işaret etmektedir. Bu tarih Petek Saraciye’ye ticaret yapma sertifikası veren Makedonya Ticaret Odası gibi pek çok ülke ve uluslararası kurum tarafından da kabul görmüştür. İsmail Efendi, Vardar Nehri kıyısında, küçük şehrin bütün esnafının bir arada olduğu küçük çarşı içinde çarık, at koşumu ve kırbaç yapmaktaydı. Bu mesleğe oğlu Hüseyin de ilgi duymuş, ondan işin inceliklerini öğrenmişti. Bununla da yetinmeyen Hüseyin Efendi, o yıllarda deri işçiliğinde önemli bir merkez konumunda olan Avusturya’ya giderek hem mesleki bilgilerini artırmış, hem de ufkunu genişletmişti. 1882 yılında gittiği Avusturya’dan döndüğünde yeniden babasının yanında çalışmıştı.

Ancak İsmail Efendi ve ailesinin tek geçim kaynağı saraçlık değildi. Aynı zamanda aile makul ölçülerde bağcılık da yapmaktaydı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan bir belgede Saraç İsmail Efendi ve hayatıyla ilgili ilgi çekici bazı ipuçları yer almaktadır. 1906 tarihli belgede İsmail Efendi, geçen yıldan borçlu olduğu aşar vergisinin, yeni çıkan vergi affı kapsamına girmiyorsa o yıl yapacağı ödemeden mahsup edilmesini talep etmektedir. Aşar vergisi yapılan tarımsal üretim üzerinden alınan onda birlik bir vergi olduğuna göre, Saraç İsmail’in bir yandan da ziraatle uğraştığı anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra bu belgede yer alan dilekçenin sonundaki imza kısmında şunlar yazmaktadır: “Üsküplü Saraç İsmail Köprülü.” Dolayısıyla bu ifade İsmail Efendi’nin esas mesleğini ve çevresinde nasıl tanındığını da ortaya koymaktadır.

Ailenin 1954 yılında İstanbul’a göç etmesi ve doğal olarak ailenin tarihini aydınlatacak belgelerin önemli bir kısmının günümüzde mevcut olmayışı kurum tarihinin bazı noktalarını karanlıkta bırakmaktadır. Eldeki sınırlı sayıdaki belgeden biri, Hüseyin Efendi’nin 1912 yılında doğan oğluna ait, dericilik mesleğindeki ustalık belgesidir. Hamdi Hüseyin İsmailov 1946 yılında Yugoslavya Federasyonu’nun görevlendirdiği bir komisyon önünde girdiği sınavdan başarılı olarak ustalık belgesini almıştı. Üzerinde vesikalık bir resminin bulunduğu ve adının yazılı olduğu belgede, 1912 yılında doğduğu ve Titov/Veles/Köprülü şehrinde yaşadığı kayıt altına alınmıştı.

Çocuk yaşlarında ağır bir rahatsızlık geçirmesi nedeniyle, Hüseyin Efendi oğlu Hamdi’nin ağır işler yerine dericilikle uğraşmasının iyi olacağına karar verdi. Saraçlık mesleğini seven Hamdi Bey de mesleğin ailedeki yeni temsilcisi oldu. Babasından bayrağı tamamen devraldığında saraç olarak ailenin şöhreti oldukça yayılmıştı. Ancak onun aklı da gönlü de birçok yakınının göç etmiş olduğu Türkiye’deydi. Atatürk hayranı olduğundan, oğullarından ikisine Mustafa ve Kemal isimlerini vermişti. Ani bir kararla 1954 yılında Türkiye’ye göç etmeye karar verdi. Sahip olduklarını kimisini değerinin altında olmak üzere sattı ve İstanbul’a doğru yola çıktı. Saraç İsmail’in torunu, ailenin dericiliğinin 100. yılında Türkiye’deydi. Anavatan da olsa yeni bir yurda yerleşmek, uyum sağlamak ve düzen kurmak ailesi için güç oldu. İstanbul'a geldiklerinde yanlarında getirdikleri tüm varlıklarını satmak suretiyle aldıkları ineklerin sütünü satarak bir süre geçindikten sonra bir süre de su sattılar. Yaşlanan Hüseyin Efendi 1956’da vefat etti. Hamdi Bey’in kardeşlerinden Şevki, zorlu koşullar nedeniyle Yugoslavya’ya geri döndü; Şükrü ise Hamdi ağabeyinin çocukları olan yeğenleriyle önce bazı deri atölyelerinde çalıştıktan sonra Beyazıt’ta Mercan Pasajı’nda bir dükkân açtı. 80’li yılların başlarına kadar ortaklıkları devam etti.

Türkiye’ye geldiklerinde “Saraçkardeşler” soyadını alan Hamdi Bey’in oğulları Kemal, Mustafa ve İsmet, o yıllardan bugüne dördüncü kuşak saraçlar olarak aile geleneği sürdürmektedir. Petek-1855 adıyla kurumsal kimliğinde köklü geçmişine vurgu yapan Saraçkardeşler ailesi, günümüzde aile içinden çıkardığı beşinci kuşak saraç ve yöneticileri geleceğe hazırlamaktadır. Petek-1855 tam anlamıyla bir aile portresi içinde dünyanın dört bir yanından saygın markalar tarafından tercih edilmektedir.

İletişim Bilgileri

Petek: Maltepe Mah. Litros Yolu Sokak, No 3/2 34010 Topkapi, Istanbul, Turkey
T: +90 212 613 24 50
www.petek.com
Harita